| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Çeşme Ulaşım, Çeşme Plajlar, Çeşme Pansiyonlar, Çeşme OtellerSitemapSitemap_2
Yazılar

Çeşme Gelenekleri : Nişan Balığı 

 

Nişan Balığı :

Nişan yapacak damat evi tarafından büyük bir balık avlanır. Balık damat evi tarafından süslenir, balığın üstüne parlak kağıtlarla gelin ve damadın isimlerinin baş harfleri çeşitli motiflerle işlenir. Süslenen balık bir tepsiye konur ve törenle gelin evine gönderilir. Gelin evi de bunu pişirir ve bir parçasını damat evine gönderir.

Çeşme Tarihi : Cezayirli Hasan Paşa 

 
Cezayirli Hasan Paşa :

1720`de Gelibolu `da doğan
Cezayirli Hasan Paşa, Gelibolu'lu tüccar Hacı Muhammed Efendi `nin kölesiydi. Daha sonra efendisi tarafından azad edilen Cezayirli Hasan Paşa, onun verdiği bir miktar para ile, yiğitlerin şöhretini duyduğu Cezayir `e gitmek için yola çıkmış, ancak yolda gemileri yabancı bir gemiye rampa edince Cezayirli Hasan Paşa, çok genç olmasına rağmen düşman gemisine sıçrayıp büyük bir cesaretle savaşa katılmıştı. Geminin mürettabatından 15 kadarını tek başına öldürdükten sonra, diğerlerini geminin ambar ve kamarasına kapatarak gemiyi ele geçirmişti. Cezayirli Hasan Paşa`nın bu cesareti o zamanın Cezayir dayısı tarafından pek takdir edildiğinden, gemi kendisine verilerek Dayılar arasına katılmıştır. Kısa zamanda şöhrete ulaşarak Tlemsen Beyi olan Cezayirli Hasan Paşa, Cezayir`deki dayıların hasetliğine maruz kalıp, hayati tehlikeye düştüğünden önce İspanya `ya, oradan da İstanbul `a geçmiştir. Cezayirli Hasan Paşa, Cezayir`e gitmeden önce yeniçeri ocağına yazılmış ve Belgrad seferinde büyük başarılar göstermiştir. Kendisi denizciliği ile meşhur olduğundan kaptanlar sınıfına alınarak, bir de gemi verilmiştir. 1770`de Mir-i Miranlık payesi verilerek kaptan olmuş ve Limni adasını Hırıstiyanlardan alıp "Gazi" ünvanını almıştır. Aynı sene içinde vezir olan Cezayirli Hasan Paşa, Kaptan-ı Derya 'ya tayin olmuştur. Daha sonra boğaz muhafızı, sonra da Anadolu eyaleti ve Rusçuk Seraskeri oldu. 1786`da Sadaret kaymakamı olan Cezayirli Hasan Paşa, iki sene sonra Kaptan-ı Deryalıktan azledildi. Hasan Paşa Kaptan-ı Derya olduğu senelerde 1768 Türk-Rus harbi baş göstermişti. Rusların Akdenize gönderdikleri Baltık donanması önce Osmanlı donanmasıyla çarpışmış ama bu çarpışmada kesin sonuç alınamamıştı. Ege kıyılarına yakın Koyun Adaları civarında yapılan ikinci bir savaşta asıl muharebe Cezayirli Hasan Paşa`nın kalyonu ile Rus Amirali Sipiridov `un gemisi arasında olmuştur. Cezayirli Hasan Paşa ile 30 kadar yiğit Rus gemisine geçmiştir. Düşman gemisinde yapılan kahramanca çarpışma esnasında yaralanan Cezayirli Hasan Paşa, tekrar kendi gemisine geçmiştir. Bu beklenmeyen baskın ile şaşkına dönen Moskoflar telaşa kapılarak kendi cephaneliklerini ateşlemişler, ateş Türk gemisine de sıçrayınca her iki gemi de yanmaya başlamıştı. Türk yiğitleri de kıyıdan gönderilen bir kayıkla kurtarılmışlardı. Cezayirli Hasan Paşa`ya gösterdiği kahramanlık sebebiyle kendisine Kaptanlık ve Beylerbeyliği verilmiştir. Cezayirli Hasan Paşa`nın ikinci Kaptan-ı Deryalığı 15 yıl sürdü. Bu süre içinde pek büyük hizmetlerde bulunan Cezayirli Hasan Paşa, Suriye ve Irak`ta başgösteren Tahir Ömer isyanını bastırmış, daha sonra 1787 Rus-Avusturya harbinde Yılan Adası savaşına katılıp, Rus donanmasını mağlup etmiştir. Ertesi yıl İsmail önünde de Rusları hezimete uğratarak başarı kazanmış, bu başarısı üzerine Sadrazamlık payesi verilmiştir. Cezayirli Hasan Paşa`nın bu görevi 3 ay sürmüştür; 1790 senesinde vefat etmiştir. Hasan Paşa, yürüttüğü devlet hizmetleri yanında birçok hayır eserleri de bırakmıştır. İstanbul tersanesinde bir kışla yaptıran Hasan Paşa, Midilli`ye çeşmeler yaptırdı. Bakla`da yine çeşme, Vizne`de cami, hama ve üç çeşme, Midilli`de Paşa köşkü ve büyük mermer havuz ve Limni, Sakız, İstanköy adalarında çeşmeler yaptırdı. Hasan Paşa`nın en büyük özelliği, kendisine alıştırdığı bir aslanı daima yanında gezdirmesiydi.

 

Çeşme Tarihi : Çaka Bey 

 

Çaka Bey :

Çaka Bey, 1071 yılında anadoluyu yurt haline getirme girişimlerine başlayan Türkmen Beylerinden biridir. Batı anadolunun fethi sırasında, 1078 - 1081 yılları arasında, Bizans komutanlarından Kabalika Alexandros ile yaptığı muharebede yenik düşmüştür. Alexandros esir aldığı bu büyük kumandanın zekasına ve cesaretine hayran olmuş, kendisini imparator Batanciates `in sarayına göndermiştir. Çaka Bey`in saygı değer ve kibar bir soydan oluşu, tavır ve hareketlerinden anlaşılmaktaydı. Bu, imparatorun dikkatini çekmiş ve ona diğer esirlerinden farklı olarak çok özel bazı haklar tanımıştır. 1081 yılında Bizans İmparatorluğu `na 1. Aleksios 'in geçmesi üzerine eski durumu sarsılan Çaka Bey, saraydan kaçarak Ege sahillerine yerleşmiş ve kuvvetli bir ordu kurmuştur. Çaka Bey daha sonra İzmir `i fethetmiş ve bir müddet sonra da burada beyliğini kurmuştur. Sarayda bulunduğu sürede, İç Anadolu `nun diğer Türk beyliklerince işgal edildiğini öğrenen Çaka Bey, Ege adaları dahil olmak üzere, beyliğini genişletmeye karar vermiştir. Böylece İlk Türk Donanmasını kurmuştur. Donanmayla ilk ele geçirdiği şehir Foça `dır. Daha sonra sırasıyla Midilli ve Sakız adalarını ele geçirmiştir. Bu arada Bizans İmparatorluğu, vakit geçirmeden donanmasını Çaka Bey`in üzerine yollamış ve tarihe Türklerin yaptığı ilk deniz muharebesi olarak geçen bu savaşı büyük komutan zaferle noktalamıştır. Tarihe "Koyun Adaları Deniz Savaşı" olarak geçen bu savaş, aynı zamanda ilk deniz savaş taktiğinin uygulandığı bir savaştır. Artık Çaka Bey, bazı önemli adaları, İzmir`den Çanakkaleye kadar olan yerleri, Bizansın Trakya kısmını ele geçirecekti. Bunun üzerine büyük bir donanma meydana getiren Çaka Bey, ilk etapta Edremit `i ve Çanakkale bölgesini ele geçirmiş, bu suretle Boğaz bölgesine hakim olarak karşı yakaya geçmeyi ve Trakya`yı ele geçirerek İstanbul `u fethetmeyi tasarlamıştı. Bu tehlike karşısında Bizans İmparatoru İznik Beyi Kılıç Aslan ile bir anlaşma yaparak denizden ve karadan Çaka Bey`in elinde bulunan Abydos `u kuşattı. Damadı olan Kılıç Aslan`ın bu ihanetini hiç beklemeyen Çaka Bey, Kılıç Aslan`la anlaşmayı savaştan daha mantıklı buldu ve görüşme isteği Kılıç Aslan tarafından kabul edildi. Anlaşma gerçekleşti, ancak akşam, şerefine verilen ziyafette aşırı alkol almaya teşvik edilen Çaka Bey, bir gaflet anında Kılıç Aslan tarafından öldürüldü.

 

Çeşme Tarihi 

 

Çeşme Hakkında Tarihsel Bilgiler :

Çeşme, Anadolu'nun Batı kıyısında M.Ö. 1000 yıllarında tahmin edilen 12 İyonya Kentinden biri olan Erythrai ( Eritre )'nin İskelesiydi.

Bugün arkeolojik ve turistik yönden büyük önem taşıyan Eritre'nin, M.Ö. 7. ve 8. yüzyıllarda büyük bir iktisadi gücü vardı. Bu dönemlerde kent, Doğu Akdeniz ve özellikle Kıbrıs ile ticari ilişkilerde bulunuyor, ( CHIOS ) - Sakız Adası ile birlikte şarap ve esir ticaretini elinde tutuyordu. Eritre, önce LYDIA ( Lidya ) 'nın, daha sonra da Perslerin saldırısına uğrayıp büyük ölçüde zarar görmüş, M.Ö. 14. yüzyılda ise yeniden zengin bir devlet haline gelmiştir. M.Ö. 2. yüzyılda kent, Bergama krallığı'na, daha sonra da Roma İmparatorluğu'na bağlanmıştır. Çeşme, Romalılar zamanında CYSSUS adını almıştır. Roma imparatorluğu ikiye ayrılınca Bizans topraklarında kalan Eritre, değerini kaybetmeye başlamış, özellikle put'a ve çok Tanrılı dinlere karşı olan inancın güçlendiği dönemlerde, kentteki antik yapıların çoğu yakılıp - yıkılmıştır.

Ortaçağ'da Bizans İmparatorluğu'na bağlı olan Eritre ve Çeşme Yöresi , ilk olarak Çaka Bey zamanında Türklerin eline geçmiştir. M.S. 1081 yılında Birinci Kılıçaslan'ın kayın babası Çaka Bey tarafından Selçuklular devrinde Klozemene yarımadası ele geçirilmiştir. Osmanlılar zamanında Yıldırım Beyazıt tarafından yeniden Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanan kent, 1402 Ankara Savaşı'ndan sonra Timur tarafından tekrar Aydınoğulları'na bağlanmış, 1422 yılında yeniden Osmanlılara geçmiştir. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra yurdumuzun paylaşılmasıyla Çeşme, Yunanlılar tarfından işgal edilmiş, fakat Kurtuluş Savaşı'nda, Fahrettin Altay Paşa birlikleri tarafından, 16 Eylül 1922'de düşman işgalinden kurtarılmıştır. İlçenin adından da anlaşılacağı gibi Çeşme, bünyesinde bir çok tarihi çeşmeyi barındırmaktadır.